Bang Bang Racing İnceleme

OG-site-YT-banner

Bang Bang Racing

 

Yeni nesil konsolların PSN ve XBL gibi güçlü uygulamalarla desteklenip, market sistemi iyi optimize edildiğinden beri, Arcade oyunlara olan ulaşım kolaylığı, akabinde hemen büyük bir Arcade oyun fan kitlesi yaratmayı başardı. Bilgisayar dünyasında Steam’in sağladığı birçok kolaylığın keyfini,  son yıllarda konsol oyuncuları da kendi konsollarının online marketleri aracılığıyla yaşamakta. Hal böyle olunca oyun yapımcıları bu büyük pazara da ciddi manada önem vermeye başladılar. Digital Reality‘de bu  yapımcılardan birtanesi. Mart ayında piyasaya sürdükleri ve yapımını Microsoft ile ortaklaşa sürdürdükleri Sine Mora‘nın başarısının ardından boş durmayan Digital Reality, geçtiğimiz haftalarda arcade yarış oyunu Bang Bang Racing’i PC, PS3 ve Xbox 360 platformlarında piyasaya sürdü.

 

 

Hızlı ol, öfkeli ol, 1 adım önde ol!

 

Bang Bang Racing, her ne kadar bir araba yarışı oyunu olsa da, beceriyi hızın önünde tutan bir oyun yapısıyla dikkat çekiyor. Zira oyun zaten müthiş hızlı bir tempoda geçtiğinden,  öncelikli dikkat etmeniz gereken diğer arabaları geçmek değil, bir sonraki virajı kaza yapmadan atlatmak. Kısa süreli bir dikkatsizliğiniz bile tüm yarışın ellerinizden kayıp gitmesine neden olabiliyor. Oyunun sürüş dinamiği, alışana kadar bizi biraz zorlayabiliyor.

 

İzometrik bir kameradan oynadığımız Bang Bang Racing, basit bir arayüzle bizleri karşılıyor.

 

 

Sürüş ekranımızın sol üst köşesinde sırasıyla aracımızın hasar durumu, mevcut ve en hızlı tur zamanımız bulunuyor. En altta ise oyunun vazgeçilmez dinamiği olan NOS barımız bulunmakta.

 

Hasar sistemi özellikle hızlı ve narin arabaları kullanmaya başladıktan sonra başımızı ağrıtmaya başlıyor. Yüksek süratlerdeyken herhangi bir yere çarptığımızda hasar barımızdan birkaç çubuk eksiliyor. Eğer start çizgisinden sonraki geçişimizde pit-stop yapmazsak bu hasar olayı başımıza dert olabiliyor. Bununla birlikte, ileride bahsedeceğim yol üstündeki çeşitli patlayıcı varillerde aracımıza hasar verip, onu ilerleyemez bir hale sokabiliyor.

 

NOS ise aracımızın vazgeçilmezlerinden olduğu gibi son derece akıllıca kullanılması gereken bir özellik. Yarışa ilk başladığımızda tamamen dolu olan NOS, yarışın içerisinde hızlanmamıza özellikle sert virajları aldıktan sonra aracımızın savrulmamasına yardımcı oluyor. Genellikle her tur tamamen boşalan NOS’u, start çizgisindeki pit-stop alanından doldurabiliyoruz. Pit-stop olayınıda hemen değinmek gerekirse, start çizgisinin sol veya sağ tarafında bulunan alandaki tamir anahtarının üzerinden geçtiğimizde aracımız eş zamanlı olarak tamir oluyor ayrıca NOS takviyesi de kazanıyoruz.

 

pit stop
Her turda Pit-stop yapmak, NOS’umuzu tazelediği için bizim yarışta iddialı bir konumda kalmamıza yardımcı oluyor.

 

Oyuna başlayıp ilk yarışınızı yaptığınızda oyun size son derece yavan geliyor, ben de şahsen “keşke arabalarda silah olsaymış” diye içimden geçirmiştim doğrusu. Ancak oyunun hızlı temposu nedeniyle ilk yarışta pek anlayamadığınız, sonralarda ise yarış kondisyonuna doğrudan etki eden variller mevcut. Bu varilleri devirdiğinizde içlerinden dökülen su ve yağlar, araçların yol tutuşunu kısa bir süreliğine düşürdüğü gibi, patlayıcı içeren variller devrildiğinde kısa bir süre sonra patlayarak araçlara büyük hasarlar sağlamakta. Özellikle keskin virajlara yerleştirilen bu variller, birinci olarak açık ara farkla yarışı domine ederken, ufak bir hata sonucu aracınızı yere dökülen suyun ve yağın üzerinden geçirdiğinizde bir anda kendinizi sonuncu sırada bulmanıza neden olabiliyor. Bununla birlikte çevresel etkileşimlerde de benzer bir yol izlenmiş. Çölün ortasında bir pistte yarışırken, pistin çeşitli yerlerinde biriken kumlar, yine aynı şekilde aracınızın yol tutuşunu kaybetmenizi sağlayabiliyor.

 

Mavi araç az sonra yağ birikintisinin üzerinden geçip, kontrolünü kaybedecek!

 

Gelelim oyun modlarına ve oyundaki araçlara. Oyunda kariyer, şampiyona ve serbest sürüş adı altında 3 ana mod bulunmakta.

 

Kariyer modunda tahmin edebileceğiniz gibi yarış kazandıkça kariyer basamaklarını hızlı bir şekilde çıkıyoruz ve yeni araçlarla birlikte yeni pistleri açabiliyoruz.  4 kategoriden oluşan kariyer modunda, her kategoride farklı sınıftaki araçlarla yarşıyoruz. İlk kategoride ( stage 1 ) kısmen yavaş araçalarla yarışırken, ilerleyen kategorilerde daha hızlı pist yarışı arabalarına erişiyoruz.

 

Şampiyona modunda ise yine kariyer moduna benzer olarak düşük seviyede başlıyor, birden fazla yarış içeren grand prixlere katılıyoruz ve en sonunda kupanın sahibi oluyoruz.

 

Serbest oyun modunda ise rakiplerimizin sayısını, zorluk seviyelerini ve pistleri kendimiz belirleyebildiğimiz yarışlar düzenleyebiliyoruz.

 

Ayrıca oyunu arkadaşlarımızla split-screen olarak oynayabiliyoruz. Açıkçası en büyük zevki de bize split-screen vaadediyor!

 

 

Araçlara baktığımızda ise yukarıda bahsettiğim 4 ayrı kategoride ( stage ) de 20 farklı araç kullanıyoruz. N-Dura, Evo, Protech ve Apex klasmanlarına ayrılmış araçları, kategorilerde sırasıyla kullanıyoruz. Her kategori içerisinde 5 ayrı araç barındırıyor ve ilk araç harici diğer araçlar kapalı bir şekilde geliyor. Yarış kazandıkça bu arabaları açıp kullanabiliyoruz.

 

Araçların özellikleri belirlenirken güzel bir yönteme başvurulmuş. Diğer araba yarışı oyunlarında olduğu gibi öncelikle yavaş araçtan başlayıp, yarış kazandıkça hızlı araçları açmıyoruz. Her aracın kendine özel bir avantajı bulunmakta. Yani bir araç virajları rahat dönerken, diğeri rakiplere çarptığında rahatlıkla yolun dışına çıkarabiliyor. Bununla birlikte çabuk hızlanan, NOS’u daha etkili kullanan ve azami hızı yüksek olan araçlar mevcut. Yani özetlemek gerekirse hızlı giden araçla virajları zor alıyorken, virajları rahat alan araçlada çok hızlı gidemiyorsunuz. Fakat hangi aracı tercih ederseniz edin, kesinlikle becerinizi kullanarak diğer araçların gerisinde kalmıyorsunuz. Başta da demiştik, bu oyunda en önemli şey hız değil!

 

arabalar
Böyle kardeş kardeş durduklarına bakmayın….

 

 

Oyun grafiklerine bakacak olursak, bu tarz bir oyun için son derece yeterli. Zaten arcade oyunlara gönül vermiş oyuncular genellikle grafikten ziyade oyunanışa baktıklarından dolayı, grafiklerde oynanışa herhangi bir şekilde mani olmadığından dolayı Bang Bang Racing,  bu konuda sınıfı geçmiş durumda. Pist kenarındaki ağaçların yapraklarının piste dökülmesi gibi ufak detaylarla zenginleşen görsellik, Lego tarz seyircilerle biraz bozuluyor olsa da bunu da oyunun esprili havasına verip üzerinde durmuyoruz 🙂 Ayrıca unutmamakta yarar var, oyunun pist çeşitliliği hiç fena değil. Dünyanın farklı farklı köşelerine bizi götürüyor ve o bölgelere uygun müziklerle bizi havaya sokmaya başarıyor Bang Bang Racing.

 

 

Eğer arcade oyunları seviyorsanız, kutulu oyunlara verecek bütçeniz şimdilik yoksa ve arkadaşlarınızla birlikte oynayabileceğiniz tek porsiyonluk oyun arıyorsanız, Bang Bang Racing’e bir göz atmanızı şiddetle tavsiye ederim. Hardcore oyunculara pek hitap etmeyen bir yapısı olsa da, vakit geçirmek için son derece keyifli bir oyun olan Bang Bang Racing, 10$ gibi cüzi fiyatıyla oyun severlerin beğenisine sunulmuş durumda. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere!

 

 

You might also like More from author

Comments

Yükleniyor...