Metro Last Light İncelemesi

OG-site-YT-banner

MLLLOGO

 

Yıl, 2034. Nükleer patlamanın ardından yerle bir olan Moskova sokaklarında nefes almak imkansız. İnsanlık yerin altında, metroda hayatta kalma savaşı veriyor. Metronun duvarları ardında gizlenen açlıktan gözleri dönmüş yaratıklar… Bunlar yetmezmiş gibi bir de insanoğlunun sonunu getirecek olan sivil savaş bekliyor kapıda. Karanlığa boğulmuş bu metronun en ücra köşesinde beliren son bir ışık…

İlk oyunuyla geniş bir oyuncu kitlesinin beğenisini kazanan serinin ikinci oyunu Metro Last Light oyunculara sunuldu. Aralık 2012’de ilk oyunun yayımcısı olan THQ’nun iflasını duyurmasının ardından Deep Silver firması, oyunun yayın haklarını açık arttırma ile satın aldı. 4A Games’in eseri Metro Last Light, Amerika’da 14 Mayıs, Avrupa’da 17 Mayıs’ta Deep Silver eşliğinde oyunseverlerle PC, Playstation 3 ve Xbox 360 platformlarında buluştu.

MLL7

Metro Last Light, karşımıza korku ve hayatta kalma temalarıyla çıkıyor.  Aslen “Metro 2034” olarak duyurulan oyunun adı daha sonradan değiştirildi. Hikayesi Dmitry Glukhovsky’in yardımlarıyla yazılmış da olsa Metro 2034’te anlatılanlardan daha bağımsız bir hikayeye sahip. Ayrıca, yapımcılar daha çok tek kişilik moda adapte olmuş olduğu için oyunda çoklu oyuncu modu bulunmuyor.

MLL4

Metro Last Light, Metro 2033’ün kaldığı yerden devam ediyor. İnsanlar Moskova’nın sokaklarında ve metrosunda ölümcül canavarlarla karşı karşıya oldukları gibi bir de birbirlerine karşı bir savaş içindeler. Moskova’nın her bir yanında ayrı bir tehlikeli atmosfer var. Yerin altında, metronun duvarlarının arasında sessizce dolanan evrim geçirmiş örümcekler ve fareler, yeryüzünde zehirli havasını soluyan açlıktan vahşileşmiş ölümcül yaratıklar ve bunların yanında bir de insanlığın sonunu getirme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığımız bir sivil savaş. Metro Last Light oynarken heyecan, korku gibi duyguları hissetmek kaçınılmaz olan olaylardan biri. Yerin altında, metroda örümcek yuvalarına tek başına girip kapı açmak için hafiften şarj etmemiz gereken ve aslında hemen dibimizde olan yere kısa yoldan değil de uzun yoldan örümceklerle savaşarak gitmek de ayrı bir olay tabi. Yerlerden, olur olmadık anda, beklenmedik deliklerden karşımıza çıkmaları yetmiyormuş gibi bir de tavandan gelip tepemize atlıyorlar. Normal bir şekilde, mermiyle de ölmüyorlar. Tabi mermiyle ölmüyor olmaları onların ölümsüz olduğu anlamına gelmiyor; onları da öldürmenin bir yolu var. Onların zayıf noktaları da ışık. Işığı gördükleri anda hemen kaçışmaya başlıyorlar. Kaçamayanlar da ölüp gidiyor tabi. Neyse ki Metro’da bulunan diğer yaratıklar böyle inatçı ve egzantrik tiplemeler değiller. Onları rahat rahat kurşunlarla normal bir şekilde öldürebiliyoruz. Ama her yaratık da öyle kolay kolay ölmüyor. Zaten sadece isimleriyle bile kolay lokma olmadıklarını belli eden “Şeytanlar” da bizi bayağı zorlayan yaratıklardan biri. Zor ölmeleri bir yana, tepemizde uçup uçup duruyorlar ve gelip gidip yakalamaya çalışıyorlar. Yakaladıkları anda ise ayaklarımızı yerden kesip kaldırıp bir yerlere atıyorlar. Bir de evrim geçirmiş yengeçlere benzeyen garip yaratıklar var değinmek istediğim. “Şeytanlar” kadar zorlayıcı değiller ama en sinir bozucu tarafları, kendilerini koruyor olmaları. Savunmaya geçtiklerinde mermiler kolay kolay işlemiyor. Savunmadayken oldukları gibi kalmıyorlar, üzerimize doğru gelip iyice yaklaştıklarında saldırıya geçiyorlar. Bunlar gibi daha birçok tehlikeli yaratık Moskova sokaklarında ve metrosunda Artyom’u bekliyor.

MLLDEMON

Moskova sokaklarındayken tek dikkat etmemiz gereken şey açlıktan gözleri dönmüş yaratıklardan ibaret değil. Aynı zamanda gaz maskemizde bulunan filtreye de dikkat etmemiz ve her 5 dakikada bir değiştirmemiz gerekiyor. Bu filtreler karşımıza bol bol çıkan şeyler değil o yüzden yeryüzündeyken elimizi  çabuk tutmamız gerekiyor. Yoksa filtre süresi dolduğunda ve daha filtremiz yoksa, gaz maskesi kullanılmaz hale geleceğinden Artyom o zehirli havayı mecburen soluyacak ve çok geçmeden hayata gözlerini yumacaktır. Bu filtrelerden metroda toplayabildiğimiz gibi aynı zamanda Moskova sokaklarında canavarlara yenik düşmüş olan ölülerden de alabiliyoruz. Unutmadan, bu gaz maskemiz sadece yeryüzündeyken işe yaramıyor, aynı zamanda metroda da kullanmamız gereken yerler bulunuyor.

MLL3

Oyunu bitirmek için illa ki düşmanlarınızı öldürmeniz gerekiyor diye bir şey yok. Kimseyi öldürmeden de oyunu bitirebilmek mümkün. Tabi bu öyle eli kolu sallayarak geçmek kadar basit bir olay değil. Hatta düşmanları öldürerek gitmekten bile daha zor, daha heyecanlı ve sabır isteyen bir şey. Zevkler ve renkler tartışılmaz tabi ama bence en eğlenceli olan yöntem de bu. Düşmanları öldürmeden geçebilmek için gölgeleri kullanıyoruz. Karanlık bizim dostumuz, ışık ise düşmanımız. Düşmanları gölgelerin altında saklanarak, ışıklara bulaşmadan çevrelerinden dolanmamız gerekiyor. Dediğim gibi sabretmemiz gerekiyor bunu yaparken. Sinsice geçerken tıkanma diye bir şey yok, oyun zaten düşmanları öldürerek geçilebileceği gibi aynı zamanda saklanarak da geçilebilecek şekilde ayarlanmış. Azıcık bekliyoruz, düşmanlarımız biraz çene çalıyor ve ardından ayrılıp bize (bilmeden) yol açıyorlar. Yapay zekadan şüphe edeceğimiz yer işte burası. Çünkü bazen öyle yerler oluyor ki düşmanlarımızın neredeyse dibinden geçtiğimiz halde bizi duymuyorlar veya görmüyorlar. Bu gariplik de yapay zekaya çok fazla önem verilmediğini gösteriyor. Her neyse, konumuza dönelim. Bu sessizce geçme olayı tabi size kalmış bir şey. “Amaaaan kim uğraşacak be öyle” diyorsanız elinize silahınızı alın ve yeri, göğü düşmanlarınızın kanlarıyla sulayın. Tek vahşi ve acımasız olanlar onlar değil, değil mi?

MLL8

Silahlar konusundan da bahsetmek isterim. Yanınızda toplamda 3 tane silah, bunların yanısıra da bıçak ve bombalarınız bulunuyor. Silah çeşidi olarak bir önceki oyuna nazaran daha fazla alternatif bulunuyor. Yakın dövüşte kullanabileceğimiz kendi bıçağımızla beraber bir de sessizce öldürmek için fırlattığımız atılabilen bıçaklar bulunuyor. Revolver ve Lolife olmak üzere .44 kalibre mermi kullanan 2 tane tabancamız mevcut. Tüfekler sınıfında 8 tane silah bulunuyor. Bu tüfekler de Bastard, Keleş (diğer ismiyle AK-74), değiştirilmiş rus tüfeği(bir diğer adıyla AKS-74u), Keleş 2012, RPK-74, VSV(VSK-94), Valve ve Preved. Yakın mesafede en iyi verimi sağlayan silahlar olarak bilinen 5 çeşit de “shotgun” mevcut. Ashot, Saiga-12, Shambler, Duplet ve ağır pompalı Abzats oyunda bizleri bekliyor. Helsing ve Tihar isimleriyle iki çeşit de hava basınçlı silah mevcut. Bu hava basınçlı silahlar, isimlerindeki gibi hava basıncı ile kullanılıyor. Bu yüzden her fırsatta silahların pompasını kullanaraktan hava pompalamamız gerekiyor. İsmiyle dehşet saçan ünlü Minigun ve ev yapımı bombaatar da oyunda mevcut olan silahlardan biri. Bir de zor durumlarda güvenebileceğimiz dostumuz bombalarımız var. Ayrıca silahlarımıza ek olarak dürbün, lazer, susturucu vb. şeyler takma şansımız da var. İhtiyaca, zevke ve biraz da cebimizdeki mermi miktarına (mermiler, oyundaki para birimi) göre değişir neler takacağımız, takabileceğimiz.

MLLCUSTOMIZE

Metro Last Light, Nvidia destekli bir oyun ve Nvidia’nın sağladığı tüm imkanlardan son damlasına kadar yararlanmış yapımcılar. Metro Last Light’ın her bir yanı buram buram PhysX kokuyor. Sokaklarda, metroda her yerde yoğun ve düzenli bir şekilde kullanılmış. PhysX’in bu yoğun ve düzenli kullanımı da oyunun içindeki gerçeklik ve görselliği bir üst düzeye çıkarmış. Tabi ışıklandırma ve gölgelendirmeye de değinmeden edemem. El fenerimizin şarjı azalırken de ışığın da hafif hafif söndüğünü görebiliyorsunuz. Yapımcıların oyun içi ayrıntıya gerçekten önem vermiş olduğunu daha oyuna ilk girdiğimizde anda anlayabiliyoruz. Oyuncuların oyuna dalıp da saatlerin nasıl geçtiğini anlamamasını engellemek amacıyla Artyom’un kolundaki saatte gerçek saati görebiliyoruz.  Şarjördeki mermileri gözüken silahları kullanırken, ateş ettiğinizde şarjördeki mermilerin de azaldığını görebilmek mümkün.

MLL0

Oyun içi sesler ve müzikler bize oyunda yardımcı olacak en önemli şeyler. Düşmanlarımızın bizi görüp görmediğini, nerede olduğumuzu bilip bilmedikleri ve etrafta düşmanların kalıp kalmadığını anlamamızda yardımcı olarak bize en büyük iyiliği yapıyorlar zaten. Filtremizin tükenmesine 1 dakika kala da uyarıyorlar sağolsunlar. Bir de yer yer gerici müzikler çıktığında da bizi birazdan neyin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Bunların yanı sıra ünlü “Ölümün sessizliği” var ki ona söylenebilecek hiçbir şey yok.

MLL2

Post apokaliptik temasının hakkını veren oyunlardan biri olan Metro Last Light görsel efektleri, seslendirmeleri ve o muazzam hikayesiyle oyuncusunu kendisine bağlayabilecek bir oyun. Eğer ki gerilim, hayatta kalma ve korku temalı oyunları seviyorsanız, tüm bu temaları bir arada FPS tarzında oyuncularına sunan Metro Last Light’ı herkese tavsiye ediyoruz.

 

You might also like More from author

Comments

Yükleniyor...